27 Ekim 2008
21:01 |
ben |
fav |
0 yorum
| etiket:
göz ameliyatı
,
göz doktorları
,
göz doktoru
,
göz hastalıkları
,
göz hastalığı
,
göz hastaneleri
,
göz hastanesi
,
göz tembelliği
,
katarakt ameliyatı
,
katarakt nedir
,
şaşıık Katarakt ameliyatı çocuklarda genel anestezi ile erişkinlerde ise lokal anestezi ile yapılmaktadır.
Lokal aneztezi enjeksiyonla (iğneyle) veya enjeksiyonsuz (iğnesiz); damla ile yapılabilir.
Günümüzde katarakt ameliyatı, halk arasında ''laserle katarakt ameliyatı'' olarak bilinen tıbbi adı
''FAKOEMÜLSİFİKASYON'' veya kısaca ''FAKO''
olarak isimlendirilen bir teknikle yapılmaktadır. Bu teknik, halk
arasında ''dikişsiz katarakt ameliyatı'' olarak isimlendirilmektedir.
Gerçektende bu teknikte dikiş gerekmemektedir. Dikişli ameliyat olarak
bilinen eski teknikte ise ameliyat yeri dikiş ile kapatılmakta idi.
FAKO ameliyatı, laserle katarakt ameliyatı olarak bilinmektedir. Fakat
burada kullanılan enerji, gerçekten laser enerjisi olmayıp ultrason
(ses titreşimleri) enerjisidir. Fako tekniğinde katarakt, ultrason
enerjisiyle küçük parçalara ayrılıp emilerek tümüyle temizlenmekte,
ancak kataraktın kapsülü yerinde bırakılmaktadır. Yerinde bırakılan
kapsülün içine de, göziçi merceği yerleştirilmektedir. Göziçi
mercekleri sert, katlanabilir olmak üzere iki çeşittir. Katlanabilir
göziçi mercekleri, daha küçük bir kesi yerinden göziçine takılabildiği
için birtakım üstünlükleri vardır. Göziçi mercekleri
polimetilmetakrilat, akrilik, silikon gibi değişik materyallerden
üretilmektedir. Bu materyallerin çeşitli avantaj ve dezavantajları
mevcuttur. Cerrah, bunları ameliyat olacak gözün özelliklerini
gözönünde tutarak hangi tür göziçi merceği kullanacağını önceden
planlar veya ameliyat esnasında da duruma göre plan değişikliği
yapabilir.
Katarakta yol açan nedenler çok
çeşitlidir. Kataraktların %90 gibi büyük çoğunluğu yaşlılık kataraktı
adı verilen ve 60 yaş üzerinde yaşlılığa bağlı olarak oluşan
kataraktlardır. Yaşlılık kataraktında, kataraktın nedenini aramaya
gerek yoktur. Ancak 50 yaşın altındaki kişilerde görülen kataraktlarda,
altta yatan bir sebep mevcuttur. Bu tür kataraktlar soyaçekimle ilgili
olabileceği gibi bazı metabolik bozukluklar, travmatik nedenler (göze
gelen çeşitli fiziksel darbeler) veya kullanılan ilaçlarla (örneğin
kortizonlu ilaçlar) da bağlantılı olabilir.
Katarakt'ın bugün için tek tedavi şekli cerrahidir (ameliyattır). Çocuk
veya yaşlı kataraktlarının ameliyatlarında teknik olarak bazı
faklılıklar olmakla birlikte katarakt ameliyatında yapılan işlem,
kataraktın alınıp yerine bir göziçi merceği yerleştirilmesinden
ibarettir.
Katarakt genellikle bir yaşlılık
hastalığı olarak bilinir. Bu doğrudur, kataraktlı hastaların %90'ından
fazlası 60 yaşın üzerindeki kişilerden oluşur. Fakat, kataraktın sadece
yaşlılarda görüldüğü sanılmamalıdır. Katarakt, daha küçük oranlarda
olmak üzere her yaş grubunda görülebilir. Örneğin yeni doğan bebeklerde
doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebildiği gibi
çocuklarda, gençlerde ve orta yaşlılarda katarakta rastlanabilir.
Dolayısıyla, hangi yaş grubunda olursa olsun görme bulanıklığı veya
azalması olan bir hastada, akla gelebilecek hastalıklardan biri
kataraktdır.
Katarakt, göz merceğinin değişik
bölgelerinden başlar ve buna göre de hasta farklı görme şikayetleriyle
doktora başvurur. Hastaların tümünde ortak şikayet, görmenin azalması
ve bulanık görmedir. Fakat, hastaların bazısı ışıkta değil, loş
ortamlarda daha iyi gördüklerini belirtirler. Bazısı da görmesinin
sürekli bulanık olmasından ve giderek daha kötüleştiğinden, bazısı da
iyi okuyamadığından şikayet eder. Bazı katarakt türlerinde görülen
tipik bir görme şikayeti de gözün miyop hale gelmesidir. Bu hastalar,
eskiye göre yakını daha iyi gördüklerini, hatta kitap-gazete okurken
yakın gözlüklerine gerek duymadan çıplak gözle daha iyi gördüklerini
ifade ederler. Uzak için hipermetrop gözlük kullanan hastalarda bu
gözlüğe ihtiyaç duyulmadığı görülür. Bu hastalar muayene edildiklerinde
gözlükleri hipermetrop ise gözlük numarasında düşme, miyop ise numarada
yükselme olduğu izlenir. Önceleri, gözlük yardımı olmaksızın yakını
daha iyi gördüğünü farkeden hasta, bu durumdan memnun olur. Fakat
zamanla görmesinin bulanıklaştığını ve uzak mesafeyi daha kötü görmeye
başladığını anlayınca, doktora başvurmak zorunda kalır.
Katarakt, saydam olan göz merceğinin saydamlığını kaybederek görmenin
azalmasıdır. Gözün renkli tabakası irisin arkasında yer alan ve saydam
bir yapı olan göz merceğinin, görme işlevinde önemli bir rolü vardır.
Göz merceğinin saydamlığının azalması, yani katarakt söz konusu
olduğunda görme netliği azalacak, hasta bulanık görecektir. Kataraktlı
gözlerde görme bulanıklığı, kataraktın derecesine göre, az bulanık
görmeden başlayarak sadece ışık görecek dereceye kadar çok değişik
seviyelerde olacaktır.